Barbaroslar’ın Derviş’i Bahadır Yenişehirlioğlu’nun Kaleminden ‘Derviş’

Share
Spread the love

Hits: 0

Bahadır Yenişehirlioğlu’nu nasıl bilirsiniz? Benim gibi sadece dizilerden mi? Evet, itiraf edeyim, ben daha çok dizilerden biliyordum ve oyunculuğunu çok takdir ediyordum. Hele Barbaroslar’daki Derviş rolüyle kendisinin oyunculuğuna daha da hayran oldum.

Kendisinin yazarlığını da bilirdim de, bir öğretmen arkadaşımın kitaplarını tavsiyesiyle Kanaviçe’sini okuyana kadar o yönüne ilgi duymamıştım. Kanaviçe’nin ardından, Barbaros’lardaki Derviş rolünün de etkisiyle olsa gerek, Derviş isimli romanını almıştım birkaç ay önce. Ne yalan söyleleyim, Kanaviçe bende o beklediğim etkiyi çok da bırakmamış olacak ki, okumak için aman aman içim atmadı epeyce bir zaman. Kitaplığımın raflarında bekledi durdu. Hatta eşim benden önce okudu bile.

Temmuz sıcaklarının bastırmasının etkisiyle fazlaca dışarı çıkamayınca ve de bunun üstüne kitap stoğum tükenince, sipariş ettiğim yenileri gelene kadar, pek de istemeyerek Derviş’e başladım. Başlamamla birlikte bu kitabın farklı bir havasının olduğunu sezdim. Bir kere anlatım çok farklıydı, daha beni kavrayacak türden. Bunda konuların birbirinden çok farklı olmasının etkisi hemen görülüyordu. Sonuçta bu bir tarihi romandı ve çok sevdiğim bir tarzda, beni içine çekecek kadar etkili bir anlatımı vardı. Bir de Barbaroslar dizisinden gelen, Derviş ve Hızır karakterlerine olan aşinalık vardı ki, kitabı benim için daha anlaşılır kılıyordu.

Hiç farkına varamadan bugün baktım ki kitap bitti. Birkaç günde! Nasıl olduğunu hiç anlamadım. Muazzam diyebileceğim bir olay örgüsü, sade ve anlaşılır bir anlatım, son sayfalara doğru sağ gösterip sol vuran ve beni sersemleten bir senaryo. Mükemmeldi doğrusu.

En çok etkilendiğim bölümü alıntılayarak bitireyim. Sayfa 200-201’den.

“…
Zamanın dehrinde bir ihtiyar kadıncağız illa Hz. Hızır’ı göreceğim demiş. Aklı erenlerden, kalbiyle görenlerden işitmiş ki Hızır, her Ramazan ayında belli bir vakitte falanca camiye gelir. Kadın da gitmiş avluya oturmuş. Beklemiş beklemiş, gelen giden yok. En son kara kuru bir adam gelmiş. Demiş ki,’ Bacı sen burada ne beklersin?’ Hızır’ı beklediğini öğrenince, ‘Sen görsen tanır mısın Hızır’ı’ diye sual etmiş. Kadın o vakte kadar bunu düşühmemiş. Evet, Hızır’ı bekliyor da gelse onu nasıl tanıyacak? Adam, ‘Şu arkamdaki mahyayı görüyor musun? Oradaki kandiller yanıyor mu?’ diye sormuş. Yanıyormuş. Elini bir kaldırmış, hepsi sönmüş.”


‘Bak şimdi sönen o kandiller yeniden yanacak mı?’ Elini yine kaldırmış. Hop, kandiller yanmış. Kadına dönmüş. ‘İşte bacı, Hızır böyle bir adamdır. Elini kaldırır koca minareler arasındaki mahyaları yakar, anladın mı?’ demiş. Kadın ‘ He anladım,’ demiş ama biraz safçaymış. Anlamamış karşısındakinin kim olduğunu. Eee ne yapmış, bekle bekle sıkılıp eve geçmiş. Kocası demiş ki, ‘Ne oldu hanım? Hızır’ı gördün mü?’ Kadıncağız da cevap vermiş, ‘Hızır’ı görmedim ama Hızır’ı nasıl tanırsın, onu iyice öğrendim.
…”

“…
İşte… Kıssadan hisse şudur. Karşına gelen kim olursa olsun; gariban deme, fukara deme. Senden bir şey istendiğinde ‘öf’ deme. Ola ki karşındaki Hızır olur da çözemezsin. Her geceyi Kadir, her geleni Hızır bilmek gerek.
…”

Bitireyim dedim ama, bitirmeden bir tavsiyede bulunayım, müsadenizle.

Tarihle ilgileniyor ve tarihi romanları seviyorsanız… Bahadır Yenişehirlioğlu’nun oyunculuğunu seviyor ve yazarlığını da tatmak istiyorsanız… Ve elbette daha fazlasını merak ediyorsanız…

Derviş’i okumanızı şiddetle tavsiye ederim!

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.